12 Ocak 2017 Perşembe

Finallere Doğru

Son zamanlarda hayatımın boktan bi hal aldığını ve hiçbir şeye odaklanamadığımı söylemiştim geçenlerde. Geçtiğimiz hafta sonu tam da ders çalışmam düzene giriyor, tükenmişlik sendromunu kısmen atlatıyorum derken, cumartesi gecesi elimde şarap kadehi, yanımda bizim kızlarla Alsancak Gül Sokak mekanlarında kahkaha atarken buldum kendimi. Tabii cumartesi gecelerinden sonra, pazar sabahlarının ders çalışmak için pek de uygun olmadığını bilirsiniz. Kızlarla öğlen vakti kahvaltısı, sonra film saati, en sonunda hem hava almak hem kahve içmek için kendini dışarı atma derken akşam oldu. Kuzenim eve pizza söyleyip film saatine devam etmeyi planlıyordu ama ben 'bizim eve geçeyim, ders çalışmam lazım' diyip ayrıldım onlardan. Fakat o akşam içim öyle sıkıldı ki, şurada bahsetmiştim zaten, hiçbir şey yapamadım.

O gün de dahil 3 gün falan kendime gelemedim. Durduk yerde ağlama krizlerine girdim. Bunun sadece o olayla bağlantısı yoktu bence. Hayatın sırtıma yüklediği sorumluluklar da beni yıkıyor. Gelecek kaygısı kuyruk gibi nereye gitsem peşimde zaten. Bunların yorgunluğu ve stresi de mahvediyor beni.

Dün yavaş yavaş düzene oturmaya başladı derslerim. Hala tam anlamıyla odaklanamadım ama neyse ki cumartesi günü annem geliyor. O beni toparlar ♥

Mien

3 Ocak 2017 Salı

Tükendim ayol!

Kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Sanki hiçbir sorumluluğum yokmuş gibi, hunharca dizi ve Youtube videoları izleyip, müzik dinleyip, hayvansı bi şekilde abur cubur tıkınmak istiyorum ve nitekim böyle de yapıyorum. Uyku düzenim tamamen bozuldu. Kargalar şeyini yemeden hortlardım ben, şimdi öğlene kadar uyusam da sürünerek kalkıyorum. Beslenme düzeni desen o zaten son bir kaç aydır alt üst oldu, bana 3 kilo aldırdı :((( Her gece pişmanlıkla yatıyorum yemin ederim ya bugün de bok gibi geçti diye.. Yüksek lisans hedefi olup, ortalama kasması gereken ben değilmişim de sanki yatıp göt büyütme hedefi olan benmişim. (cümleyi anlayabileni ayakta alkışlıyorum)

2014 Nisan aylarıydı, LYS çalışıyodum tabi o zamanlar.. Yine böyle enerjimin bittiğini, artık kitap yüzü görmek istemediğimi, günün 12 saatini uyuyarak, kalan kısmını da tıkınarak geçirdiğimi hatırlıyorum. Bloguma da yazmak için araştırmıştım tükenmişlik sendromunu. Ama bok var gibi tüm eski yazılarımı sildiğim için bakamıyoruz şu an. Zaten duymayan yok bu sendromu, genelde benim gibi ünlülerin yaşadığı bi durum. Yani yaşadığınızı sanmıyorum ama duymuşsunuzdur işte :P

"Nasıl motive olurum, tükenmişlik sendromundan kurtulma yolları.." temalı videolar izleyip, yazılar okuyup gaza geliyorum her akşam, yarın geri kalan hayatımın ilk günü diye. Ama ertesi sabah yataktan çıkamıyorum. Bu bi süreç ve bitiyo biliyorum ama boşa geçen zamanım içimi acıtıyor. Finallerime 13 gün kalmışken üstelik...

Daha fazla konuşamıcam arkadaşlar, ben tükendim siz devam edin.....

Mien

1 Ocak 2017 Pazar

Sorun 2016'da değil, insanlardaymış!

Bi bitemedin 2016, lanet olsun 2016, aq senin 2016, siktir git 2016 geyikleri yaparak gerçekten boktan geçen bi yılı uğurladık. Tüm suçu 2016'da aradık. Ama bugün bir kez daha görmüş olduk ki, sorun insanlar, sorun zihniyetler! Bütün bi yılı da mahveden bu lanet olası zihniyetler değil miydi zaten? Kanatmayı, acıtmayı seven, insanları birbirine düşürmekten zevk alan bu zihniyetlerde. Hayatını kaybeden insanlara sevinen, hak ettiler diyen yobazları gördükçe sinirden kuduruyorum. Neden bu zihniyettekiler gebermiyor da, masum insanları kaybediyoruz? Arkadaşlar, yeni yılda her ne kadar bu kahpe sürüsünden kurtulmayı dilesek de, bu gidişle ne yazık ki kurtulamayacağız. "Barış ve sevgi dolu bi dünya" artık sadece bir ütopya. Ve maalesef bu karamsarlık değil, gerçekçilik. Ülkesini çok seven ama her gün dışarı çıkmadan "bugün öldürülür müyüz, bugün yanımızda bomba patlar mı, bugün tecavüze uğrar mıyız?" diye endişelenen insanlara dönüştük. Aydınlık bi geleceğin yolunu, çomarlar kapattı. 2017'nin ilk blog yazısının bu olması ne acı...


Mien